Bölüm 3: Kaderin İpleri

event 30 Ekim 2025
visibility 104 okuma
translate Çevirmen: Raban
person_add Ekleyen: JanDark

Bundan sonraki birkaç dakika boyunca Sunny kasvetli bir ruh halindeydi. Ancak sonra kendini toparlayıp derin bir nefes aldı, tertemiz havanın tadını çıkarmaya çalıştı. Gerçek dünyada böyle bir hava bulmak kolay değildi, mikro tozlar ve diğer kirletici maddeler nefes almayı zorlaştırıyordu — kenar mahallelerin genel kötü kokusu da cabasıydı. Şehrin daha iyi bölgelerinde filtreleme sistemleri vardı ama yine de böylesine taze bir havayla kıyaslanamayacak kadar yapaydı. Gerçekten rahat bir nefes almanın keyfini sadece çok zenginler ve varlıklı insanlar bilirdi.

Ve şuan da, Sunny tıpkı bir milyarderin ortanca oğlu gibi tertemiz, serin, taze havayı ciğerlerine çekebiliyordu.

‘Doğrusu, Kâbus Büyüsü tarafından seçilmenin bazı faydaları da varmış.’

Keşke bu kadar soğuk olmasaydı, ayakları sızlamasaydı ve bilekleriyle sırtı bu kadar ağrımıyor olsaydı!

Köle kafilesi ağır ağır dağın yamacına tırmanıyordu. Yürüyemeyen ya da sendeleyen köleler sık sık yere düşüyordu. Yere yığılanların bazıları zincirlerinden çözülüyor ve doğrudan yolun solundaki uçuruma atılıveriyordu. Sunny, aşağı düşenleri biraz hüzünle izledi.

‘Zavallılar… huzur içinde yatın.’

Her şeye rağmen morali yerindeydi.

Bu kadar berbat bir Kâbus’un ortasında iyi hissetmek garipti, ama neyse ki Sunny bu ihtimale kendini hazırlamıştı. Büyünün belirtileri ilk ortaya çıktığında, olayı hiç kaldıramamıştı. Daha on yedisini bile doldurmadan öleceğini kabullenmek kolay olmamıştı.

Yine de sadece birkaç gün içinde bu gerçeği kabullenmeyi başarmıştı. Anne ve babasının kendi çabalarıyla yaptığı mezarını ziyaret ettiğinde — yani aslında mezar falan yoktu, eğer beş parasızsan ailenin mezarı bile olmazdı. Sunny'de yaşlı bir ağacın gövdesine iki satır kazımıştı. İşte mezarları bundan ibaretti — kendi adını da üçüncü bir satır olarak eklemişti. O anda içi birden rahatlamıştı.

Artık para kazanmak, yemek bulmak, kendini korumak ya da geleceği düşünmek zorunda değildi. Başına gelebilecek en kötü şey zaten gelmişti, daha ne olabilirdi ki?

Dolayısıyla bir köle olması, yavaş yavaş donarak ölme tehlikesi, bunlar o kadarda sarsıcı şeyler değildi.

Hem zaten soğuktan ölmeyeceğini de biliyordu — çünkü kafilenin ileride başına bir şey geleceğini önceden görmüştü. Karın altından çıkan kemiklerin görüntüsü hala gözlerinin önündeydi. Muhtemelen bir grup canavar saldırmıştı… ve görünüşe bakılırsa o saldırı birkaç gün değil, birkaç saat içinde gerçekleşecekti.

Demek ki hala bir şansı olabilirdi.

Sunny fırsatı kaçırmadı ve tekrar durumunu gözden geçirdi. Rünleri yeniden çağırdı. Önceki sefer Yönelimi’nin saçmalığı yüzünden sinirlenmişti, bu yüzden Niteliklerine dikkat etmemişti. Her ne kadar Yönelim kadar önemli olmasa da, Nitelikler çoğu zaman yaşamla ölüm arasındaki farkı belirlerdi. İnsanın doğasını, eğilimlerini ve bazen de pasif yeteneklerini gösterirlerdi.

[Mukadder]
Nitelik Açıklaması: “Kaderin ipleri seni sıkıca sarmış. Varlığın, iyi yada kötü, beklenmedik olayları sana doğru çeker. Kimileri kutsanmıştır, kimileriyse lanetlenmiş… ama ikisini birden taşıyan çok azdır.”

[İlahi İşaret]
Nitelik Açıklaması: “Üzerinde belli belirsiz ilahi bir koku var, sanki çok uzun zaman önce ilahi bir varlık sana dokunmuş gibi.”

[Gölgelerin Çocuğu]
Nitelik Açıklaması: “Gölgeler seni kendilerinden biri olarak görür.”

‘Hmmm… ilginç.’

Sunny, [Mukadder] niteliğini görünce başına gelen tüm dertlerin sorumlusu olarak bu niteliği suçladı. İlk bakışta, bu niteliğin onu önceden belirlenmiş bir sona mahkûm ettiği düşünülebilirdi — mesela bu dağda sefilce ölmek gibi. Ama açıklamayı okuyunca fark etti ki bu nitelikle, yaşanma olasılığı çok düşük olaylar etrafında çok daha sık meydana gelecekti.

‘Yani çok nadir görülen işe yaramaz bir Yönelim almamın sebebi bu nitelik! Bir de işe yaramaz yönelimin tuhaf versiyonu denk gelmiş!’

[Mukadder] onun doğuştan gelen niteliğiydi, ama diğer iki nitelik [Tapınak Kölesi] Yönelimi’nden dolayı kazandığı niteliklerdi. [İlahi İşaret] oldukça basit bir kavrama sahipti — bu nitelik genellikle Rüya Diyarı’ndaki kutsal yerlere giriş hakkı tanır ve bazı büyü türlerini güçlendirirdi. Fakat ortalıkta kutsal bir yer olmadığından ve Yönelimi’nin büyüyle bir alakası bulunmadığından, bu da çöp demekti.

[Gölgelerin Çocuğu] ise daha gizemliydi. Daha önce hiç böyle bir şey duymamıştı ve ne işe yaradığını bilmiyordu — ta ki güneş dağın ardına çekilip gökyüzü kararmaya başlayana kadar. Sunny şaşkınlıkla fark etti ki, karanlıkta mükemmel şekilde görebiliyordu. Bu bile başlı başına büyük bir avantajdı. Üstelik gölgelerin ona ileride başka faydaları da olabilirdi.

‘Sonunda işe yarar bir şey! Merak ediyorum da…’

“Herkes dursun! Kamp kurulacak!”

Başı çeken askerin emriyle köleler durdu ve bitkin halde yere yığıldı. Yolun biraz genişlediği bu küçük düzlük, çıkıntı yapan bir kaya kütlesi sayesinde rüzgardan kısmen korunuyordu ama yine de dondurucu soğuktu.

Askerler köleleri sıkı bir daire haline getirip birbirlerinin sıcaklığından faydalanmalarını sağladı, sonra da ortada büyük bir kamp ateşi yaktılar — elbette önce atlarla ilgilenmeyi ihmal etmeden. Gıda, su ve diğer yükleri taşıyan ağır araba, zincirin ana halkasına bağlıydı ve rüzgarı kesmek için ileriye sürülmüştü. Etrafına bakan Sunny, daha önce dikkatini çeken genç askeri dağın zirvesine doğru düşünceli bir ifadeyle bakarken gördü.

‘Garip biri.’

Kısa süre sonra ateş alev alev yanmaya başladı. Daha güçlü köleler ateşe daha yakın bir yer bulmaya çalışırken Sunny gibi daha zayıf olanlar, sırtları soğukta donarak dairenin dış ucunda oturmaya zorlandılar. Elbette herhangi bir hareket, hala zincire bağlı oldukları gerçeğini değiştirmiyordu. Bu yüzden, Sunny'nin önündeki geniş omuzlu köle, ateşe yaklaşma çabalarına rağmen bir yere gidemedi.

“Lanet İmparatorluk!” diye tısladı sinirle.

Askerler kölelerin arasında dolaşarak su ve yiyecek dağıtıyordu. Sunny de herkes gibi birkaç yudum buz gibi su ve taştan hallice yumuşak, küflü ekmeğini aldı. Pek iştah açıcı değildi ama hepsini yedi — tabii açlığı hala geçmemişti.

Diğerlerine bakınca, yalnız olmadığını anladı.

Hemen arkasındaki kurnaz köle çaresizlikle etrafa bakınıyordu.

“Tanrılar adına! Zindanlarda bile bana daha iyi bakıyorlardı!”

Yere tükürüp küfretti.

“Üstelik çoğumuz darağacını bekleyen masum adamlardık!”

Yoldan birkaç adım ötede, kayaların dibinde, ince karda parlak kırmızı meyveler büyüyordu. Sunny o meyveleri daha önce de fark etmişti, yol boyunca bir kaç yerde daha görmüştü. Beyaz karın üstünde güzel bir görüntü oluşturuyordu. Kurnaz kölenin gözleri parladı, ellerinin ve dizlerinin üzerinde o tarafa sürünmeye başladı.

“O meyveleri yememeni tavsiye ederim, dostum.”

Yine o yumuşak sesli köleydi bu. Sunny dönüp ilk kez adamı yakından gördü. Kırklı yaşlarında, uzun boylu, zayıf ama zarif görünümlü bir adamdı. Alimlere özgü bilge bir görünüşü vardı. Böyle birinin kölelerin arasına nasıl düştüğü tam bir muammaydı. Ama yine de, buradaydı.

“Ah, yine mi sen?! Ve senin şu lanet tavsiyelerin! Niye yemeyecekmişim?!”

Adam özür diler gibi gülümsedi.

“Bu meyvelere Kanboğan derler. İnsan kanının döküldüğü yerlerde biter. Köle ticareti yapılan yolların kenarlarında bolca bulunur bu meyvelerden.”

“Eee, yani?”

Yaşlı adam iç çekti.

“Kanboğan zehirli bir meyvedir. Bir iki tanesi yetişkin bir adamı öldürmeye yeter.”

“S*ktir!”

Kurnaz köle irkilip geri çekildi ve bilge adama ters ters baktı.

Sunny ise onlara fazla kulak asmıyordu.

Çünkü etrafına dikkat edince kamp yaptıkları yer, Kâbus’un başında gördüğü, kölelerin kemiklerinin karların altında gömülü olduğu yerdi… Ve onlara ne olacağını gayet iyi biliyordu.

Düşüncelerine cevap verircesine, yukarılardan bir yerden gök gürültüsünü andıran bir ses yankılandı.

Bir sonraki saniyede, gökten devasa bir şey düştü…

Yorumlar (2)

Yorum yapmak için giriş yapın

Bu seri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Profil Ayarları

K

Kabul edilen formatlar: JPEG, PNG, WebP, BMP, TIFF

Maksimum boyut: 2MB

Kullanıcı adı 3-30 karakter arasında olmalıdır.
E-posta adresi 3-70 karakter arasında olmalıdır.
Şifre en az 8 karakter olmalıdır.
Yorumlar yükleniyor...

Fotoğrafı Kırp

Kırpılacak Fotoğraf

Bölümler

Sorun Bildir

Karşılaştığınız sorunu detaylı bir şekilde açıklayın: