True Martial World - Bölüm 1709: xxxx (Part 2)
Bölüm 1709: xxxx (Part 2)
On İki Semavi Cennet'e geçmeden önce dövüş yoluna Tian Yuan Dünyası'ndaki bir ölümlü olarak başlamıştı. Orada, Bulut Çölü'nde ablası Jiang Xiaorou ile tanışmıştı. Tai Ah Kutsal Şehri'nde de Luo Huo'er ile karşılaşmıştı. Lin Xintong ile ilk kez karşılaştığı yer de burasıydı.
Her şey burada başlamıştı.
Gücü Obruk'tayken Çoklu Evren'in zirvesine ulaştığında bir daha Tian Yuan Dünyası'na, yolculuğuna başladığı ilk yere döneceğini hiç beklemiyordu.
"Luo Huo'er burada mı…"
O anda, Luo Yan'ın tek kelime etmesine gerek yoktu. Yi Yun'un tek yapması gereken Tian Yuan Dünyası'nın tümünü sarmak için hafiften gözlerini kapatmaktı. Birkaç dakika sonra, Luo Huo'er'i buldu…
Yaşadığı yer eski ikametgahıydı—Yumuşak Bulutlar Dağ Malikanesi.
"Xiaorou Abla…"
Yi Yun, Jiang Xiaorou'yu Tanrı'ya Dönüşüm Kulesi'nden çağırırken duygulandı.
Jiang Xiaorou, Yi Yun Kaos Cennetleri'nden ayrıldığında onu takip etmişti.
Yi Yun'un yanında kırmızı bir figür belirdi.
Jiang Xiaorou Yumuşak Bulutlar Dağ Malikanesi'ne baktı ve farkında olmadan görüşü buğulandı...
Bin yol olmuştu ve Yumuşak Bulutlar Dağ Malikanesi eski halinde kalmıştı. Ancak, Jiang Xiaorou birçok binanın tekrar inşa edildiğini biliyordu. Bitkiler nesiller boyu yenilenmiş ve gölet defalarca kuruyup tekrar doldurulmuştu.
Bununla birlikte, Yumuşak Bulutlar Dağ Malikanesi hala anılarındaki gibiydi...
Bu dağ malikanesi Yi Yun'un açlık ve fakirlikten kaçışından sonra kaderinin avucunun içinde olduğunu ilk defa hissedişiydi.
Yi Yun ve Jiang Xiaorou Yumuşak Bulutlar Dağ Malikanesi'ne bakınca açıklanamaz bir çağrı hissetti. Sanki kendilerini içeri girerken izliyorlardı. Ayak işlerini halledecek birçok hizmetçi olmasına rağmen Jiang Xiaorou hep kendi elleriyle yapmayı ısrar ederdi...
Yumuşak Bulutlar Dağ Malikanesi olduğu gibi kalmıştı. Ufak dağ malikanesi değişmemişti ama bu dünya zamanın yıkımlarına uğramıştı.
Tabii, Yumuşak Bulutlar Dağ Malikanesi'nde bir değişiklik vardı... sahibi farklıydı. Artık sahibi Luo Huo'er'di...
Yi Yun Yumuşak Bulutlar Dağ Malikanesi'nin bahçesinde Luo Huo'er'i gördü, mavi bir elbise giyiyordu. Uzun saçları basit bir şekilde bağlanmıştı ve beyaz elbiseli bir kadınla beraber çay yaprağı topluyordu.
Beyaz elbiseli kadın da Yi Yun'un tanıdığı biriydi. Yıllar önce On Bin Fey Semavi Cennet'teki, Luo klanının eşiti olan Beyaz Tilki klanında Prenses Beyaz Tilki'nin ta kendisi olan bu kadınla karşılaşmıştı.
Yi Yun zamanında Luo klanının sınavlarında Prenses Beyaz Tilki'ye karşı rekabet etmişti. Daha sonra, onunla Yang Tanrı Semavi Cenneti'nde karşılaşmıştı. İkilinin de biraz tarihi vardı.
Yi Yun, On İki Semavi Cennet'teki güç dengesizliği nedeniyle şeytani hizmetkarlar ortalığı birbirine katıp Ata Tanrı'nın felaketinin Obruk'ta eserken, Luo Huo'er ve Prenses Beyaz Tilki'nin aslında kendi klanlarını terk edip dünyadan ırak ve huzurlu bir hayat yaşamak için Tian Yuan Dünyası'na gelmesini hiç beklemezdi.
Burada yetişim yapamıyor olsalar da ve Tian Yuan Dünyası'nın nihayetinde bir parçası olduğu Obruk'un zayıflaması nedeniyle yok olmaya mahkum olsa da bir önemi yoktu.
Ölümlüler yaklaşık bir asır dolu dolu hayatlarını yaşardı. Doğum, ölüm, hastalık ve yaşlılığı geçirip hayatın acısını ve tadını çıkarırdı. Hayatları kısa ömürlü göründüğünden savaşçılardan daha sefil görünse de, yine de bir ölümlünün hayatının da cilveleri vardı.
Hayat yaşamın doğal düzenine göre farklılaştırılmış olabilirdi ama insanların duyguları(sevinç ve üzüntü) yaşamın doğal düzenindeki bir fark yüzünden birbirinden ayrı kılınamazdı.
Her insan için sevinç aynıydı. Aynı şekilde acıları ve ızdırapları da aynıydı.
Bir öğrenci adayının en büyük sevinci imparatorluk sınavlarında başarılı olmaktı, bir çiftçinin en büyük sevinci ise bereketli bir hasattı. Bu, bir savaşçının Hükümdar veya İlahi Lord Alemi'ne yaptığı atılımından gelen sevince eşitti.
Eğer birisi Dövüş Dao'su arayışının tümünü terk eder ve tamamiyle bir ölümlü olursa bundan yanlış bulunacak ne olabilirdi?
"Xue'er, şunu kokla. Bu yılki çay mis gibi." Luo Huo'er taze bir tomurcuk koparıp Prenses Beyaz Tilki'ye verdi.
Prenses Beyaz Tilki hafiften başını eğip dikkatlice kokladıktan sonra gülümsedi. Başını salladı. "Evet, harika kokuyor."
O anda, bir şey hissetmiş gibi arkalarına baktılar..
Çay bahçesinin yeşillikleri arasında siyah kıyafetli bir adam ve kırmızı elbiseli bir kadın yavaşça onlara doğru yürüyordu.
Büyük bir zaman dilimi onları ayrı düşürmüştü ve aradan geçen bu zamanda bir sürü değişiklik olmuştu.
Ama şimdi, Yumuşak Bulutlar Dağ Malikanesi'nde yeniden bir araya geliyorlardı. Yi Yun her seferinde bir adım attı, sanki binlerce yılı kapsayan bir zaman nehrinin akıntısına karşı kürek çekiyordu...
Bu başlangıç noktasına dönene kadar böyle devam etti.
O anda, her şey geçmişteki gibiydi.
Hala genç görünüyordu. Luo Huo'er, Tai Ah Kutsal Şehri'ndeyken yetişimi sırasında ona denk gelen genci görebiliyordu.
Yi Yun ise Tai Ah Kutsal Şehri'ndeki biraz narşist, eğlenceli kırmızı elbiseli kızı görür oldu.
Hayatın iniş çıkışlarının hepsi kısa ömürlüydü. Ayrılıklar ve kavuşmalar o ilk buluşmanın olduğu yerde olsaydı ne güzel olurdu. Bin yıl geçer ve kuşkusuz mutluluk baki kalır ama karşılığında ne kadar hüzüne boğuluruz?
SON.

Yorumlar (2)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bu seri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Yorum Yap
Bildirimler
Henüz bildiriminiz yok
Profil Ayarları
Kabul edilen formatlar: JPEG, PNG, WebP, BMP, TIFF
Maksimum boyut: 2MB
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!